Blog

Psikoloji / Psikoterapi Hakkında Makaleler

Endişe Danışmanlığı

Endişe Danışmanlığı

Endişenin birçok yönü vardır. Endişe, fiziksel ya da psikolojik açıdan zarar görmeyi önleyen koruyucu bir duygu olarak yaşanabileceği gibi, çocuklukta yaşanan yeterince bakım ve ilgi alamama deneyiminin ardından hayat boyunca başkalarıyla kurulan ilişkilerin biçimini belirleyen bir unsur da olabilir. "Adı konmamış korku" olarak tanımlanan ve hayatın bütününe damgasını vuran bu duygu, sürekli hissedilir ve bu durum fobilere, bağımlılığa ve panik ataklara yol açabilir.  

Küçük bir bebek biyolojik olarak hayatta kalmaya hazır olsa da, ağladığında yanıt verecek biri olmadığı sürece bunu başaramaz. Kısa sürede şefkatli bir ilgi görmeyen bir bebeğin dehşete benzer bir duygu yaşadığına inanıyorum. Erken bir aşamada yaşanan bu ölüme yakın olma deneyimi vücutta bilinçdışında "hatırlanır" ve bir ilk panik atak olarak gelecekteki panik ataklara zemin hazırlar. Panik atak esas itibariyle çaresizlik ve yönelim bozukluğu duygularına dayanır ve nefes alma güçlüğü, terleme ve kalp çarpıntısı gibi fizyolojik semptomlar da bu duyguya eşlik eder.

Ölümün bilincinde olmak insanlara özgü bir durumdur ve pek çok kişinin hayatını nasıl geçireceğini belirler. Bazı kişiler ise ölüm düşüncesinden dolayı büyük bir dehşete kapıldıkları için bu konuda düşünmemeye çalışırlar. Bu durumdaki bir kişi bilinçdışında bu kaçınılmaz sona meydan okuyarak dikkatsiz bir şekilde davranacak ya da diğer uca savrularak kendisini pasif bir şekilde savunmaya çalışacak, yani seçimler yapmaktan ve bunların gereğini yerine getirmekten kaçınacaktır. Her iki durum da yapay ve kısa süreli bir özgüven ve kontrol duygusu sağlayan bir bağımlılık davranışına zemin hazırlayabilir. Kendini güvende hissetmek tüm insanlar için temel bir ihtiyaçtır ve doğum anından itibaren bu ihtiyaç hissedilmeye başlanır.

Güvenlik duygusu, bir çocuğun deneyimlediği ebeveynlik biçimiyle belirlenir. Doğumlarından itibaren sevgi dolu, öngörülebilir ve yanıt verici bir çevrede yaşayan çocuklar, anne babalarının her zaman onlara yardım etmeye hazır olacaklarını, ama ayrılmalarına izin verecek kadar da onlara güven duyduklarını bilmenin verdiği özgüvenle büyürler. Bu tür ebeveynliğin bir parçası, çocuğa endişelerini kendi başına nasıl yönetebileceğini öğretmektir. Bir endişenin adı konduktan sonra sınırları çizilir ve sonra bu sınırları çizilmiş durumda bu endişeyle yüzleşmek ve onu irdelemek mümkün hale gelir. Bebekler kendilerini yatıştıramazlar ve birisi duruma müdahale edip onları yatıştırmadığı takdirde yorgunluktan uyuyakalıncaya kadar bağırırlar. Dolayısıyla kucağında tutarak, sallayarak ve şarkı söyleyerek bir bebeği yatıştıran ya da – çocuk biraz daha büyükse – onunla oturup endişeleri hakkında konuşan ve gerçekçi bir çözüm bulmaya çalışan bir anne, çocuğuna yalnız başınayken de aynı şeyi yapmayı öğretmiş olur. Bunu yapabilmeyi öğrenen bir çocuğun, yardım isteyebileceği güvenilir bir yetişkin olmayan ya da yardım istese bile uygun bir yanıt alabileceğini düşünmeyen bir çocukla karşılaştırıldığında, yoğun endişeler yaşayan ve panik ataklara ya da fobilere eğilimli bir yetişkin olma olasılığı çok daha düşüktür.

Her tür davranış değişikliği belli bir ölçüde özgüven gerektirir, çünkü bu değişiklikler kişinin kendisini bir açıdan savunmasız hale getirmesine yol açar. Endişeli bir yetişkin gerçek dünyayla etkileşime girmekten kaçınmaya yönelik pek çok savunma yolu bulabilir. Bu, kişinin aşina olduğu şeylere tutunarak ve stresli bir işten ya da kötü bir ilişkiden kurtulma fırsatlarından kaçınarak hayattaki seçeneklerini çok kısıtlaması anlamına gelir. Bu durumdaki bir kişi "Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer," sözünü davranışlarına gerekçe olarak kullanabilir ve aslında bu söz ihtiyatlı olmanın ve bir şeyi yapmadan önce enine boyuna düşünmenin önemini hatırlatmak açısından güzel bir sözdür de. Gelgelelim, endişe eylemliliği yok edecek derecede güçten düşürücü dereceye ulaştığında, psikolojik danışmanlık bu kişinin neden sürekli takılıp kaldığını irdelemenin iyi bir yolu haline gelebilir.
 
Bu duygular size tanıdık geliyorsa 0507 599 44 34 numaradan randevu alarak benimle temasa geçebilirsiniz.

Makale Değerlendirmesi
(0 oy)

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

Blog Kategorileri

Yorumlar

Doğru Bilinen Yanlışlar

Terapi hakkında düşündüğünüzde aklınıza neler geliyor? Terapinin ne kadar süreceği ve, daha önemli olarak, ne kadar masrafa yol açacağı konusundaki endişe ve huzursuzluk mu?

Ayrıntılı Bilgi

BACP Registered & Acredited

Terapistinizi seçerken, terapistinizin; psikoterapi alanında uzun yılları kapsayan yüksek bir eğitim aldığına, gerekli uzmanlık ve donanıma sahip olduğuna, ve belki de en önemlisi, profesyonel bir psikoterapi kurumu tarafından akredite edilmiş olmasına dikkat etmenizi önemle tavsiye ederim.